Elmas

Elmasın Oluşumu ve Tarihi

Yunanlıların ‘Tanrıların gözyaşı’ olduğuna inandığı elmas, eski Romalılara göre yıldızlardan kopup dünyaya düşen parçalardı. Kızılderililer ise şans getirdiğini düşündükleri elmasın hastalıkları, hırsızları ve kötü ruhları uzak tuttuğuna inanırlardı. 14. yüzyılda Fransızlar, akıl hastalarının tedavisi için kullanacak kadar elmasın gücüne güveniyorlardı. Sadece maddi değil manevi yönden de dünya üzerindeki en değerli taş olan elmas, yüz yıllardır aşkın, sihrin ve gizemin simgesi olarak görüldü. Marilyn Monroe’nun sesinden hafızalarımıza kazınmış şarkıda söylediği gibi bazen “kadınların en iyi arkadaşı”, bazen aşkın kanıtı, bazen de kendimizi şımartma araçlarından biri oldu.

Farklı kesimde, renkte, boyutta ve parlaklıkta elmaslar, Tanrıların göz pınarlarından artık kadınların hayallerine ve bedenlerine damlıyor. Peki elmas alırken neleri bilmeniz gerekiyor? Bu sihirli taşın değerini neler belirliyor? En çok hangi ülkelerden çıkarılıyor? Elmas, nasıl pırlantaya dönüşüyor? Ve de dünyanın en pahalı elması ve hikâyesini merak ediyorsanız doğru sayfadasınız. Elmasın madenden tüketiciye ulaşan yolculuğunun detaylarını dünyanın en büyük elmas üreticilerinden De Beers’ın Londra’daki merkezinde öğrendim. Bu serüveni anlatmaya elmasın oluşumundan başlayalım…

Elmas neden eşsiz?

elmas

Elmas, dünyanın özellikle de Afrika’nın başlıca doğal kaynaklarından biri… Gezegenimizde hayat başlamadan çok zaman önce elmas vardı. Elmasların efsanelerin baş kahramanlarından olmasında bilinmeyene duyulan merakın etkisi büyük. Yüksek basınç ve ısı altında yer kabuğunun derinliklerinde kristalleşen elmas, yanardağlardaki volkanik lavların yardımıyla dünyanın yüzeyine çıkana kadar birçok evreden geçiyor. Bu zorlu yolculuğa da az bir bölümü zarar görmeden dayanabiliyor. Düşünün, sadece yüzde 30’u mücevher kalitesine sahip çıkıyor. Bu özellikte olanlar da kesim, cilalama işlemleri ve mücevherat üretimi için uzmanlara dağıtılıyor. Geri kalan yüzde 70’lik bölüm de kesim, bileme ve cilalama işlemleri için sanayiye satılıyor. Elmasın ‘eşsiz’ olmasının bir diğer nedeni de madenden çıkartılıp işlenmesine kadar geçen uzun ve meşakkatli süreç… Londra’daki Diamond Academy’de bu süreci yakından izleyince pırlantaların sözde değil, gözde değeri de katlanarak artıyor.

Madenden tüketiciye…

elmas
Değerli taş kalitesindeki elmaslar genellikle Tel Aviv, New York, Çin, Tayland veya Johannesburg’daki merkezlerde kesilip, cilalanıyor.

Elmasların tüketiciyle tanışmasına kadar geçen süreç şöyle sıralanıyor: Keşif, madenden çıkarma, ayrıştırma, kesme ve cilalama, mücevher üretimi ve perakende satış… Elmaslar, madenden çıkartıldıktan sonra farklı kategorilere ayrılmak ve değerlendirilmek için uzmanlara teslim ediliyor. Bu aşamada taşlar, ebatları, biçimleri, kaliteleri ve renklerine göre sınıflandırılıyor. Değerli taş kalitesindeki elmaslar genellikle Tel Aviv, New York, Çin, Tayland veya Johannesburg’daki merkezlerde kesilip, cilalanıyor.

Elmasın kesim sürecinde en çok benzetildiği doğadaki madde ise tahta. İlginç değil mi? Her ikisi de damarlı bir yapıya sahip olan elmas da tahta da yatay kesiliyor. Taşın kesilmeden önce çok iyi bir incelemeden geçirilmesi gerekiyor. En iyi kesim noktasının bulunması çok önemli. Örneğin 1 karatlık taşı kesmek iki-üç saat sürüyor. 10 karatlık bir taşı kesmenin ve parlatmanın ise 4-5 gün sürdüğü oluyor. Elması sadece başka bir elmas kesebiliyor. Ancak çok tercih edilen bir diğer yöntem de taşı lazerle kesmek. Lazerle kesimin en avantajlı yanı taşın her noktadan kesiminin yapılabilmesi. Bilgisayarda kesim sürecinin aşamaları ise şöyle: Önce taşın istenen renk ve kalitede olması için çeşitli ayarlar yapılıyor.

Bilgisayarı yöneten teknisyen, taşın pürüzlü kısımlarını düzeltirken taşa ustalıkla şekil veriyor. Bu arada taşın yaklaşık yüzde 45’inin bu işlemler sırasında yok olduğunu da ekleyelim. Tabii bu noktada teknisyenin becerisi de çok önemli. Küçücük bir hata binlerce dolara mal olabiliyor.

Değerini belirleyen: 4C

Kesme işleminden sonra ortaya çıkan pırlantalar cilalanıyor, kesimleri, renkleri, berraklıkları ve karat değerlerine (4 C: Cut, Color, Clarity, Carat) göre yeniden sınıflandırılıyor. Zaten pırlantanın değerini belirleyen de bu 4C. Taşın berraklığı ve kesimi en çok karıştırılan kavramlar. Birçok kişi taşın ışıltısını berraklık özelliğinden aldığını sanıyor. Ancak taşın parlaklığını kesimi belirliyor. Bir sonraki aşamada pırlantalar, toptancılara satılıyor. Bu taşları onlardan da mücevher tasarımcıları, üreticiler veya perakendeciler satın alıyor. İşte pırlantalar, bu uzun yolculuktan sonra milyonlarca kadının ‘en yakın arkadaşı’ olmaya hak kazanıyor. Dünyadaki elmas üretiminin büyük bir bölümü Güney Afrika’da gerçekleşiyor. Rusya, Kanada, Avustralya, Hindistan, Çin ve Güney Amerika da diğer üretici ülkeler arasında. 2006’da yayımlanan bir araştırma raporuna göre en değerli elmaslar Botswana’dan çıkıyor. Onu Rusya, Kanada, Güney Afrika ve Angola takip ediyor.

En pahalı elmas…

Bugüne kadar en yüksek fiyata alıcı bulan elmas

Bugüne kadar en yüksek fiyata alıcı bulan elmas, geçtiğimiz kasım ayında Sotheby’s Müzayede Evi tarafından düzenlenen bir açık artırmada satıldı. 46 milyon dolara satılan 24.78 karatlık, dikdörtgen kesimli bu nadide pembe elmas, daha önce bir müzayedede satılmış en pahalı taş rekorunu ikiye katladı. Alıcının ismi kimseyi şaşırtmadı: Laurence Graff. İngiliz elmas tüccarı Graff, bundan iki yıl önce Wittelsbach mavi elmasına 24.3 milyon dolar ödemesiyle gündeme gelmişti. Böylece dünyadaki en değerli iki taşın da sahibi olan Graff, “Graff Pink” (Graff Pembesi) adını verdiği elmasa duyduğu hayranlığı, “Kariyerim boyunca gördüğüm en muhteşem elmas” sözleriyle dile getiriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.